Türkiyede Katılım Bankacılığı

Türkiye’de İslami Bankacılık Tarihi ve Katılım Bankacılığı

Türkiye’de İslami bankacılık adına özel sektör tarafından yapılan ilk girişim Adapazarı İslam Ticaret Bankasıdır.

İleri yıllarda Türk Ticaret Bankasına dönüşecek olan bu yerel banka 1913 yılında Adapazarı’nda bir gurup girişimci tarafından Adapazarı İslam Ticaret Bankası ünvanıyla kurulmuştur.

Söz konusu bankanın İslami hüviyeti ve çalışma esasları konusunda tatminkar bir araştırma bulunmadığı için çok net bir tanımlama yapılamamakla birlikte “1922 yılı İdare Meclisi Raporu’nda bankanın kuruluş gayesinden bahsedilirken, “… Şirketimiz tüccar ve esnafı mukaddema piyasamızı taht-ı tahkim ve istilâlarında bulunduran ecanip sermayesinin ve vatansız muhtekirlerin murabaha ve ihtikârından kurtarmak ve az faizle İslâm tüccara ikrazat yaparak millî ticaretin inkişafına yardım maksadıyla te-şekkül etmiştir” ifadesi kullanılmaktadır. Yabancı sermayedarların istismarından kurtarmak amaçlanırken borç vermenin düşük bir faiz ile yapılacağının belirtilmesi kuruluşun İslam’a uygunluğu konusunda soru işareti oluşturmakla birlikte faiz kelimesinin o dönem için bugünkünden farklı bir anlamda kullanıldığının da bilinmesinde fayda bulunmaktadır. Bu konunun arşiv araştırmasıyla daha da netlik kazanacağını söylemekle yetinelim.

Türkiye’de faizsiz finans alanında kamu tarafından atılan ilk kurumsal adım olarak DESİYAB gösterilebilir. 17.4.1975 tarihli ve 1877 sayılı Kanun ile verilen yetkiye dayalı olarak 27.11.1975 tarihli ve 13 sayılı “Devlet Sanayi ve İşçi Yatırım Bankası Kuruluşuna Dair Kanun Hükmünde Kararname” ile kurulmuştur. Bahsedilen kararnamenin 3. maddesinde bankanın gayesi, “Türkiye’nin süratle ve yurt sathına yaygın sanayileşmesidir. Bu maksatla yurt içinde, bilhassa yurt dışında çalışmış ve çalışanların tasarruflarını; a) Ekonomik bir güç halinde birleştirerek karlılık ve verimlilik anlayışı içinde değerlendirmek, b) Kalkınma planlarının temel ilkelerine uygun ve yurt sathına yaygın teşebbüslere, özellikle sınai yatırımlarına yönelmektedir” olarak belirtilmektedir. Kararnamede DESİYAB’ın faaliyetlerinde “kar ortaklığı”nı esas alan yapısı sıklıkla vurgulanmıştır.

Yukarıda değinilen iki girişim dışında İslami bankacılık anlamında ilk gelişme 16.12.1983 gün ve 83/7506 sayılı Bakanlar Kurulu kararıyla kurulan ÖFK’lardır.

Özel Finans Kurumları kapsamında Türkiye’de kurulan ilk faizsiz banka 1985 yılında faaliyete geçen Albaraka Türk Özel Finans Kurumu A.Ş. olmuştur. Bunun ardından aynı yıl içerisinde Ülker grubu ortaklığı ile Faisal Finans Kurumu A.Ş. kurulmuştur. Faisal finans daha sonra 2005 yılında Anadolu Finans Kurumu A.Ş ile birleşerek bugün de aynı isimle hizmet veren Türkiye Finans adını almıştır. Bu iki Özel Finans Kurumu’nun ardından sırasıyla 1989 yılında Kuveyt Türk Evkaf Finans Kurumu A.Ş., 1991’de Anadolu Finans Kurumu A.Ş., 1995’te İhlas Finans Kurumu A.Ş. ve son olarak 1996 yılında Asya Finans Kurumu A.Ş. kurulmuştur. 2005 yılında yapılan yasal düzenlemelerle bu kurumlar Bankacılık Kanunu kapsamına alınmış ve Katılım Bankaları adını almışlardır.

Kamunun Katılım Bankacılığı sektörüne girme kararı ile 2014 yılında Kurulan Ziraat Katılım A.Ş. ve takip eden yıllarda faaliyete geçen Vakıf Katılım ve Emlak Katılım bankaları ile birlikte sektörde 6 katılım bankası faaliyetine devam etmektedir.

Türkiye’de Faaliyette bulunan katılım bankaları;

AlbarakaTürk Katılım Bankası A.Ş.

Türkiye Emlak Katılım Bankası A.Ş.

KuveytTürk Katılım Bankası A.Ş.

Türkiye Finans Katılım Bankası A.Ş.

Vakıf Katılım Bankası A.Ş.

Ziraat Katılım Bankası A.Ş.

Katılım Bankacılığı  fon toplama ve kullandırma yöntemleri

    • Fon Kullandırma Yöntemleri

25 Ocak 2019 tarihli Resmi Gazete’de katılım bankalarının fon kullanma yöntemleri Madde 19 da şu şekildedir sıralanmıştır;

Satım yöntemleri: Finansman sağlama amacıyla müşterinin ihtiyaç duyduğu her türlü maddi ve gayri maddi mallar ile hak ve hizmetin, bedeli satıcıya ödenerek tedarik edilmesi işlemidir. Satım yöntemleri; kâr beyanı ile satım (murabaha), kârsız satım (tevliye), pazarlık usulüyle satım (müsaveme), peşin ödemeli satım (selem),  açık hesaplı satım (isticrar), kâr beyanı ile emtia satımı (teverruk) ve eser sözleşmesi (istisna) türlerinden oluşur.

Kiralama yöntemleri: Tüketilmeden kullanılabilen bir varlığın menfaatinin finansman sağlama amacıyla belirli bir süre için müşteriye bırakılması işlemidir. Kiralama yöntemleri; adi kiralama, finansal kiralama, faaliyet kiralaması, ürün kiralaması ve işgücü kiralaması türlerinden oluşur.

Ortaklık yöntemleri: Gerçek veya tüzel kişilerin tüm faaliyetlerinden, belirli bir faaliyetinden veya belirli bir malın mülkiyetinin edinilmesinden doğacak kâr ve zarara katılmak üzere finansman sağlama amacıyla müşterilerle ortaklık kurulması işlemidir. Ortaklık yöntemleri; emek-sermaye ortaklığı (mudarebe), kâr-zarar ortaklığı (müşareke), yatırım ortaklığı (girişim sermayesi), mülkiyet ortaklığı, zirai ortaklıklar türlerinden oluşur.

Vekâlet yöntemleri: Müşteri ile imzalanan vekâlet sözleşmesi kapsamında kârın tamamı veya önceden belirlenmiş belirli bir kısmı ile zararı bankaya ait olmak üzere, gelir getirici bir faaliyeti için finansman sağlama amacıyla müşterinin vekil olarak yetkilendirilmesi işlemidir. Vekâlet yöntemleri, adi vekâlet ve yatırım vekâleti türlerinden oluşur.

Diğer yöntemler: Karşılıksız ödünç (karz-ı hasen), kefalet, garanti, vaat, ödül vaadi (cuâle) türleri ile Kurulca belirlenecek diğer yöntemlerden oluşur.

    • Fon Toplama Yöntemleri

5411 sayılı Bankacılık kanununda Katılım Bankalarının fon toplama yöntemleri olarak aşağıdaki tarif yapılmıştır;

Özel cari hesap: Katılım bankalarında açılabilen ve istenildiğinde kısmen veya tamamen her an geri çekilebilme özelliği taşıyan ve karşılığında hesap sahibine herhangi bir getiri ödenmeyen fonların oluşturduğu hesaplardır.

Katılma hesabı: Katılım bankalarına yatırılan fonların bu kurumlarca kullandırılmasından doğacak kâr veya zarara katılma sonucunu veren, karşılığında hesap sahibine önceden belirlenmiş herhangi bir getiri ödenmeyen ve anaparanın aynen geri ödenmesi garanti edilmeyen fonların oluşturduğu hesaplardır.

Katılım bankaları bunların dışında yurtdışından da İslami usulde sermaye benzeri fonları ya da kısa vadeli ticari fonları temin edebilmektedirler.

Katılım bankalarının bir diğer fon temin yöntemi ise sukuk ihracıdır. Son dönemde yapılan düzenlemelerle piyasada uygulama alanı bulan sukuk (kira sertifikası) ticari bir varlığın menkul kıymetleştirilerek sertifikalar aracılığıyla satımıdır. Bu sertifikalardan alanlar söz konusu varlığa ellerindeki sertifikalar oranında ortak olurlar. Dolayısıyla söz konusu varlığın geliri de onlara ait olur. Bu yöntemle Katılım bankaları hem ellerindeki finansal kiralama varlıklarını menkulleştirerek yeni kaynak oluşturabilme hem de sermaye piyasalarında işlem yapma imkanına kavuşmuşlardır.

Yüksel Keleş