KATILIM BANKALARINDA MÜŞTERİ PROFİLİ 

Katılım bankacılığına dair yazdığım önceki yazılarımda genellikle bu bankaların kendi yapılarından, ürün ve hizmetlerinden bahsettim. Bu yazımda ise bu bankaların müşteri kitlesini değerlendirmek istiyorum. Bunu yaparken bir anket ya da saha çalışmasına başvurmadım. Bu nedenle bu sonuçlara nereden ulaştığımı merak edebilirsiniz. Uzun yıllar katılım banklarında görev yapmakta olan biri olarak binlerce müşteriyle birebir temaslarımızın ve gözlemlerimizin sonuçları diyebiliriz.  

Genel olarak bilinenin aksine katılım bankalarının müşterileri sadece dindar insanlardan oluşmamaktadır (Ben dindar demeyi tercih ettim, muhafazakâr ya da faiz hassasiyeti olanlar da denilebilir). Ancak faiz yasağı nedeniyle katılım bankaları ile çalışmak dindarların öncelikli tercihi olsa da her görüşten ve her dinden insan çalışmaktadır. Tabi ki dindar kesim ağırlıktadır. 

Farklı bir kesim daha var ki bu insanlar dindar olduğu halde katılım bankaları ile dahi çalışmazlar. Bu insanlar katılım bankalarının da işlemlerinde şüphe olduğuna ya da faizli bankalardan farkı olmadığına inandıkları için müşterisi olmazlar. Aşağıda bahsedeceğim gurupların dışında kalan bu kesim azınlıktadır. Ben bu insanların samimi görüşlerine saygı duyulması ve katılım bankaları ile çalışmaları için ikna çabalarına girilmemesi gerektiğine inanıyorum. Bir de katılım bankalarını faizli bankalardan farklı görmeyen fakat katılım bankaları ile çalışmayıp faizli bankalarla alabildiğine çalışan dindar kesim bulunmaktadır. Bu gurup da azınlık olup, aşağıdaki değerlendirmenin dışındadır.  

Değerlendirmelerimiz bir eleştiri değil insanlarla yaptığımız görüşmelerde bizlere ifade edilenler ile  gözlemlerimizin sonucudur. O insanların tercihlerini ve davranışlarını etkileyen çok sayıda saik bulunmaktadır. Bu saiklerin haklı olup olmadığı bu yazının konusu değildir. Bu detayı vurguladıktan sonra katılım bankası müşterilerine bakabiliriz;

1-Sadece katılım bankaları ile çalışan kişi ve şirketler;

Bu kesim katılım bankalarının gerçekten faizsiz bankacılık yaptığına inanan ve bu nedenle faizli bankalarla çalışmayan sadık müşteri kitlesidir. Ancak sanılanın aksine bu kesim katılım bankalarında ana müşteri kitlesini oluşturmaz. Bu insanlar mecbur kalmadıkça faizli bankalarla çalışmazlar. Kredi maliyetleri veya faiz gelirleri katılım bankalarından daha iyi imkanlar sunsa dahi faizli bankaları tercih etmezler. Bu gurup katılım bankalarının tam istenilen bir yapıda olduğunu da iddia etmemekle birlikte günümüz şartlarında katılım bankalarını makul kabul etmekte, yeri geldiğinde bu bankaları eleştirebilmekte, hatta faizli bankalara benzeme tehlikesini zaman zaman vurgulamaktadır. Bunlar yapıcı ve katılım bankacılığının gelişmesini sağlayan eleştiriler olup, bu kesimin samimiyetinden, faizsiz bankacılığa inancından kaynaklanmaktadır. 

2-Hem katılım bankaları ile hem de faizli bankalarla çalışan kişi ve şirketler; 

Bu kesim katılım bankasının ana müşteri kitlesini oluşturur. Bu gurubun içinde hem dindar hem de diğer görüş ve dinden insanlar yer almaktadır. Bu guruptaki dindarların profiline bakalım; 

  • Faizli bankaların müşterisi iken katılım bankaları ile de çalışmaya başlamışlardır ancak faizli bankalarla ilişkilerini de kesmezler/kesemezler.
  • Katılım bankalarının faizsiz banka olduğunu kabul etmekle birlikte faizli bankalarla çalışmak zorunda olduklarına inananlar. Katılım bankalarının onların tüm ihtiyaçlarını karşılayamadığını düşünürler.  Onlara göre faizli bankalarla çalışmak zaruret halidir. 
  • Faizli bankaların ürün ve hizmetlerinin katılım bankalarından daha iyi ve ucuz olduğunda faizli bankaları aksi durumda katılım bankalarını tercih edenler. 
  • Katılım bankaları ile çalışmak isteyen ancak faizli bankadan pahalı olduğuna inananlar. Bu gurup katılım bankalarının faizli bankalardan daima ucuz olmasını beklerler. Pahalı olduklarında faizli bankalara gitmek zorunda kalırlar. Onlara göre günahı katılım bankalarının boynunadır. 
  • Katılım bankalarını tercih edenler ancak sadece faizli olsa dahi devlet bankasıyla çalışmakta sakınca görmeyenler.  
  • Ticari ilişkide oldukları ya da çalıştıkları kesimler tarafından sadece katılım bankası ile çalışıyor görünmek istemeyenler. Böyle göründüklerinde ilişkilerinin olumsuz etkileneceğini düşünenler.     
  • İbadet hayatı ile ticarete hayatını farklı görenler. Şahsi işlerinde ve gelirlerinde katılım bankalarını, ticari işlerinde faizli bankaları tercih edenler. 
  • Katılım bankalarını zaman zaman eleştiren ve onlara mahkûm olmadıklarını göstermek için faizli bankalarla da çalışmaya devam edenler. 
  • Katılım bankası müşterisi iken faizli banka ile çalışan ancak faiz geliri almayan ya da aldıkları faiz gelirlerini dağıtanlar.
  • Katılım bankacılığına inanan ancak faizli bankalarla da zaruret halinde çalışılabileceğine inananlar. 
  • Faizli bankalarla kredi ve mevduat ilişkisi kurmadan yani faiz alıp vermeden diğer bankacılık ürünlerini kullanarak çalışmakta sakınca görmeyenler. 
  • Ya da burada saymadığımız sizin söyleyeceğiniz kişiler… 

3-Faizin haramlığı ile ilgilenmeyen ancak katılım bankası ile çalışanlar; 

Bu kesim faizsiz olduğu için değil katılım bankalarının ürün ve hizmetleri faizli bankalardan ucuz ve avantajlı olduğu durumlarda katılım bankalarını tercih ederler. İnançtan bağımsız, ekonomik sonuçlara göre karar veren kişi ve şirketlerdir. Tercihlerinde dini değerler değil ekonomik menfaatler etkilidir.  

4-Katılım bankalarını tercih etmeyen ancak çalışmak zorunda kalanlar; 

Bu kesim aslında katılım bankası ile çalışmak istemeyen ancak ilişkide olduğu kişi ve şirketlerden dolayı katılım bankası ile çalışmak zorunda olanlardır. Çalıştığı şirketin maaşını katılım bankasına yatırdığı kişi bu guruptadır. Kendi tercihi olsa katılım bankasıyla çalışmaz. Konut imal eden ancak katılım bankası ile normal şartlarda çalışmayı düşünmeyen ancak dindar kesime ev satmak için katılım bankası ile kredi anlaşması yapmak zorunda kalan şirket de bu guruptadır. 

Yukarıda bahsettiğimiz bu dört gurubun katılım bankaları ile çalışma davranışını sadece faiz yasağı belirlememektedir. Ürün ve hizmetlerin fiyatı ve kalitesi de etkilidir. Katılım bankaları ürün ve hizmetlerini iyileştirdikçe ve yaygınlaştırdıkça müşteri kitlesi ikinci ve üçüncü guruba doğru genişlemekte, prensiplerinden taviz verdikçe ya da verdiği düşünüldükçe birinci guruptan uzaklaşmaktadır.   

İslam, faizi bir zulüm ve sömürü mekanizması olarak görmektedir. Faizsiz bankacılık da bu prensipler çerçevesinde hizmet vermek gayesindedir. Faiz, toplumsal ve iktisadi zararlarından dolayı sadece Müslümanların değil tüm insanlığın mücadele etmesi gereken bir konudur. Yahudilik ve Hıristiyanlık gibi tüm semavi dinlerde yasaklanması da bunun bir göstergesidir. Bu nedenle faizsiz bankacılık sadece Müslümanlar için değil tüm insanlık için gerekli bir bankacılık modeli önermelidir. Öyleyse katılım bankaları sadece dindarlara ya da Müslümanlara değil tüm insanlara hizmet verme anlayışında olmalıdır. 

Yüksel Keleş