KATILIM BANKALARINDA ENFLASYONA ENDEKSLİ KARZ (BORÇ) DÖNEMİ

Son yapılan mevzuat değişiklikleri ile Katılım Bankalarında enflasyona endeksi mevduat hesaplarının açılması ile enflasyona endeksli kredi (borç) verme işlemlerinin yapılabilmesi sağlanmıştır. Bu çerçevede Katılım Bankaları Birliği bünyesinde faaliyet gösteren Danışma Kurulu da 15 sayılı kararı ile enflasyona endeksi karz (Fon toplama ve kullandırma)  uygulamalarına uygunluk vermiştir.   

Bu yazımızda borç işlemlerinde enflasyon farkı kadar bir tutarın alınmasının faiz olup olmadığı tartışmasına girmeyeceğiz. Bu konuda ihtilaf olmakla birlikte Danışma Kurulu kararı esas alınarak Katılım Bankaları ve müşterileri açısından bu kararın yansımalarını değerlendireceğiz.   

Danışma kurulu karında;

1- Enflasyonun olduğu ortamlarda para üzerinden yapılan bir karz akdi esnasında, geri ödeme yapılırken vade dönemindeki enflasyon farkının karz alınan miktar üzerine ilave edileceğinin kararlaştırılması meşrudur.

Bu sebeple, katılım bankalarının yeni bir fon toplama yöntemi olarak, enflasyona endeksli ve belirli bir vadesi olan, vade tarihi geldiğinde bankanın müşteriye yatırılan paraya ilave olarak enflasyon farkını da ödeyeceği karz hesapları açmaları mümkündür.

2-Enflasyon farkının dikkate alınacağı bir yatırım vekaleti ya da mudarebe akdi hesabı ise meşru değildir.

3-Katılım bankaları murabaha yoluyla fon kullandırırken müşterisine, mevcut uygulamada olduğu gibi baştan belirli bir fiyat ve ödeme tablosu çıkardığı murabaha modeli yanında ödeme tutarını, enflasyonu dikkate alarak aşağı yönde revize edebileceği yeni bir murabaha modeli sunabilir. “ 

Bilindiği gibi katılım bankalarının topladığı fonlar katılma ve cari hesap şeklinde idi. Bu kararla yeni bir hesap türü olarak enflasyona endeksli karz (borç) hesapları açılabilecektir.  Böylece katılım bankasına TL cinsinden para yatıranlar paralarının değerini enflasyona karşı koruyabilecekler ancak enflasyon üzerinde bir getiri elde edemeyeceklerdir. Katılma hesaplarında ise dönemine göre enflasyon üzerinde ya da enflasyon altında getiri elde etme ya da zarar etme ihtimali bulunuyor. 

Konvansiyonel faizli bankalarda da enflasyon korumalı ve enflasyona endeksli faiz korumalı mevduat hesapları bulunmaktadır. 

Katılım bankaları enflasyona endeksi fon toplayabildiği gibi, enflasyona endeksli kredi ve finansal kiralama işlemlerini de müşterilerine kullandırabileceklerdir. 

Bilançonun kaynak tarafında (pasif) bu tür hesaplar açılacaksa, kullanım tarafında da (aktif) bunu dengeleyecek hesapların oluşması bilanço dengesi ve yönetimi açısından önem arz etmektedir. Ancak katılım bankası, fon toplama tarafında enflasyona endeksli karz hesapları açarken kredi tarafında bu tür hesapları kullanmayabilir ya da tam tersi. Bununla birlikte sağlıklı olan, enflasyona endeksi karz hesaplarının getirilerinin aynı türden kredi hesaplarından sağlanmasıdır. 

Burada özellikle, katılım bankacılığı açısından hem pasifte yer alacak enflasyon endeksli karz hesapları hem de aktifte yer alacak enflasyon endeksli kredi hesaplarından dolayı ortaya çıkabilecek getiri, maliyet ve bilanço risklerinin analiz edilmesi gerekmektedir. 

Fon toplama açısından bakıldığında katılım bankalarının ana kaynağı olan katılma hesaplarının enflasyonun altında kar dağıttığı dönemlerde enflasyona endeksli karz hesaplarına kayacak fonlar ilave maliyet anlamına gelecektir. Aynı şekilde enflasyona endeksli kredi hesaplarında oluşacak kar kayıpları da gelir azalması riski barındırmaktadır. Böyle olunca pasifte bir taraftan maliyet artışı yaşanırken, aktifte getiri azalışı ile bilanço performansında kar düşüşleri yaşanabilecektir. 

Güncel oranlar üzerinden olayı somutlaştırırsak; 2020 Kasım ayı verilerine göre katılım bankaları kar dağıtımları bürüt %8-9 aralığındadır. Ekim 2020 tüfe endeksi ise yıllık yaklaşık %12 seviyesindedir. Bu durumda enfasyona endeksli karz hesabı sahipleri katılma hesabı sahiplerine göre %3-4 bandında bir fazla getiri elde edeceklerdir. 

Kredi ayağına baktığımızda Kasım 2020 itibariyle kredilere uygulanan kar oranları %19 seviyelerinde iken enflasyona endeksli kredi maliyetleri %12 (Ekim 2020 Tüfe-üfe seçilecekse ilgili oran dikkate alınmalıdır) seviyelerinde gerçekleşecek ve katılım bankası %7’lik bir gelir kaybı yaşayacaktır (Verdiğimiz rakamlar değişmekle birlikte genellikle kredi maliyetleri enflasyon rakamlarının üzerinde seyretmektedir). 

Bu tür kredilerde katılım bankasının gelirini artırmak için enflasyon farkı dışında risk pirimi ya da işlem komisyonu adı altında gelir artırıcı bir ilavenin yapılıp yapılamayacağı ise tartışmalıdır. Bu durumda katılım bankalarının davranışları enflasyona endeksli karz hesabı açmamak ve kredi vermemek yönünde oluşacaktır. Peki! Bu nasıl yönetilecektir? Kredi vermeme imkânı nispeten kolay iken ve buna sınırlandırmalar getirilebilirken, parasını enflasyona karşı korumaya çalışan mevduat sahiplerinin hesap açma talepleri nasıl geri çevrilecektir. 

Bir başka mesele ise enflasyona endeksli hesaplarda referans alınacak endeks hesaplamalarıdır. Bireysel hesaplar için tüfe, tüzel hesaplar için üfe referans alınabilir. Bu durumda ağırlıklı bireysel hesaplardan oluşan fonların ağırlıklı tüzel kredilerden oluşacak enflasyona endeksli kredi hesapları ile oran farklılığından kaynaklı getiri maliyet uyuşmazlığının da katılım bankası tarafından yönetilmesi gerekecektir. 

Genellikle kredi kar oranları (Faizli bankalar için kredi faizleri) enflasyon oranlarının üzerinde seyretmektedir. Bu durumda kredi talebinde bulunan gerçek ve tüzel kişilerin enflasyona endeksli kredi varken daha yüksek oranlı murabaha kredisini tercih etmeyeceği açıktır. Bu durumda katılım bankalarının enflasyona endeksli kredileri daima belirli şartlar ve sınırlarda tutacağı ve toplam kredi payında sınırlı olacağı söylenebilir. Keza fon toplama tarafında da son yıllarda enflasyon ve dağıtılan kar paylarına bakıldığında katılma hesaplarının genellikle enflasyon altında getiri elde ettiği görüldüğünde enflasyona endeksli fonlara doğru bir kayış kaçınılmaz olacaktır. Bu durumda katılım bankası yüksek maliyetli fonlara yönelmiş ve pasifte maliyet baskısı yemiş olacaktır. 

Halihazırda katılım bankaları karz uygulaması yapmaktadır. Tüzel kişilerin kısa vadeli (Genellikle birkaç günlük) ihtiyaçları karşılanabilmektedir. Ancak burada katılım bankası verdiği tutarı aynı şekilde geri almakta olduğu için gerçekte enflasyon farkı kadar ya da kredi kullandırımından kaynaklanan kâr getirisi kadar bir gelirden mahrum kalmaktadır. Bu nedenle de bu ürün çok sınırlı ve verimli müşterilerde kullanılmaktadır. 

Yeni uygulama ile karz ürününden enflasyon kadar bir getiri elde edilebilecektir. Bu durumda ürünün kullanımının ve geri ödeme vadesinin artacağı öngörülmektedir. Özellikle müşterilerin murabaha yoluyla finanse edilemeyen nakit ihtiyaçlarının karşılanmasında ve uzun vadeli TL taleplerinin karşılanmasında önemli bir boşluğu doldurabilecektir. 

Yukarıda saydığımız birtakım sakıncalarına rağmen enflasyona dayalı karz uygulamasının katılım bankacılığı ve müşterileri için bir açılım olacağı, murabaha yoluyla sağlanamayan finansman ihtiyacının bir kısmının bu yolla karşılanabileceği kanaatindeyiz. 

Yüksel KELEŞ