KAMU KATILIM BANKALARI BİRLEŞMELİ Mİ?

Son günlerde Kamu Katılım Bankalarının birleştirileceğine dair haberler duyuyoruz. Henüz kuruluşları çok yeni, performanslarını gerçek anlamda göstermek için gerekli zamanı ve ekonomik konjonktürü bulamamış olan bu bankaların birleştirilmesi kararının altında ne yattığını net olarak bilmiyoruz. Ancak böyle bir haberin ortada dolaşıyor olması, bu bankaların gelecekleri ile ilgili birtakım değerlendirmeler yapıldığını gösteriyor. 

Böyle bir birleşmenin Kamu Katılım Bankalarına ve Katılım Bankacılığı Sektörüne ne gibi bir faydası var? Sorusu benim gibi sizlerin de zihninden geçiyordur.  O halde bu sorunun cevabını hemen verip sonda söyleyeceğimizi başta söyleyelim; bu adım hem kamu katılım bankalarına hem de katılım bankacılığı sektörüne faydadan çok zarar verir.

Henüz bu bankalar açılmadan önce sektörün büyümesi için katılım bankalarının sayılarının artırılması gerektiğini vurgulamış ve bununla ilgili yazdığım yazıda sayısal verilerle bu ihtiyaca değinmiştim. Bu bankalar açılmaya başladığında da devletin doğru adımlar attığını görmekten mutluluk duymuştum. O gün atılan adımlar sektör için ne kadar sevindirici ve umut verici ise bugün verilecek bir birleştirme kararı da o kadar yanlış ve umut kırıcı olacaktır.  

Genel olarak bankacılık sektöründe birleşmeler iki nedenle gerçekleşir; ya farklı yapıların bilgi, birikim ve yeteneklerinin bir araya getirilmesi ile oluşacak sinerjiden faydalanmak, yani 1+1’i üç yapmak, ya da yüksek maliyetler nedeniyle rekabet avantajını yitiren, verimsiz ya da zarar eden bankalardan kurtulmak. 

Türk bankacılık sektöründeki banka birleşmelerini hatırlayalım; Körfez ve Osmanlı Bankaları’nın Garanti Bankası ile birleştirilmesi, Pamukbank’ın YKB ile gerçekleşemeyen birleşme hamlesi sonrası fona devri ve Halk Bankası ile birleştirilmesi, Dışbank’ın Fortis’le ve Fortis’in TEB ile birleşmesi, Koçbank’ın YKB ile birleşmesi. Örnekler daha da çoğaltılabilir. Bu birleşmelerin hiçbirisinden sinerjiyle daha güçlü bir banka doğmadı. Hepsi ekonomik kriz dönemlerine eşlik eden, rekabet avantajını kaybetmiş banka birleşmeleriydi.  

Peki! Katılım bankası birleşmeleri farklı mı oldu? Hayır. Anadolu Finans ile Family Finans birleşmesi Ülker gurubunun umduğunu bulamadığı finans sektöründen çekilme kararı nedeniyle gerçekleşti. Birleşmeden doğan banka birçok sorunla uğraştı. Birleşme ile ortaya çıkan sektör liderliği ilerleyen dönemde korunamadı. Kamu Katılım Bankalarının da birleşme ile sektörde ikinci büyük katılım bankası olacağı söyleniyor. Ancak bu durum sürdürülebilir midir? Aynı müşteri kitlesine hitap eden, benzer ürün ve maliyet yapılarına sahip, aynı bölgelerde faaliyet gösteren kamu katılım bankalarının birleşmesinden bir sinerji doğar mı? Doğmaz. O halde amaç yukarıda bahsettiğimiz ikinci neden.  

Eğer Kamu Katılım Bankaları rekabette zorlanıyorlarsa, sermayeye ihtiyaç duyuyorlarsa, maliyetler nedeniyle verimsiz ve karsız çalıştıkları iddia ediliyorsa bunun çaresi birleştirmek değil, bu sorunlara yol açan etkenleri ortaya koymak ve çözüm üretmektir. Henüz çok genç yaşta olan ve performanslarını göstermek için zamana ihtiyacı olan bu bankalara gerekli zaman ve imkân tanınmadan birleştirmek haksızlık olacaktır. 

Birleşme kararı ile ortaya çıkacak bazı neticelere de burada değinmekte fayda görüyorum;

  • Kapanan ve birleşen bankalar nedeniyle katılım bankacılığında sürekli bir dalgalanma ve istikrarsızlık görüntüsü oluşacak, bireylerin ve işletmelerin sektöre olan güveni sarsılacaktır
  • Birleşme ile ortaya çıkacak sorunlar hem yeni bankayı hem müşterilerini hem de çalışanlarını yıpratacaktır
  • Birleşme nedeniyle ortaya çıkacak olan yönetici ve çalışan fazlalığı nedeniyle bazı çalışanlar işlerini kaybedecektir. Daha önce istifa ederek kamu katılım bankasına geçen nitelikli ve tecrübeli ekipler tekrar eski bankalarına dönmekte zorlanacak ve sektörde çalışma imkanını kaybedecektir. 
  • Birleşme sonrası sayıları azalan katılım bankaları sektör pazar payını artırma hedefinden uzaklaşacaklardır.
  • Kamunun üç banka ile temsil edildiği sektöre verdiği katkı ve moral motivasyon azalacak, katılım bankası müşterileri üzerindeki güven sarsılacak, yeni katılım bankalarının sektöre giriş hevesi kırılacaktır. 

Birleşme kararını verecek olanların yukarıda kısaca değindiğimiz mahsurlarını da dikkate alarak, katılım finans sistemine faydadan çok zarar vereceğine inandığımız böylesi bir kararı almamalarını umuyoruz.

Bu bankalarda çalışan değerli yöneticilerin ve büyük umutlarla diğer katılım bankalarından bu bankalara geçen ya da kariyerine bu bankalarda başlayan arkadaşlarımızın da bankalarına sahip çıkacaklarını ümit ediyoruz. 

Bir çağrı da Katılım Bankaları Birliğine yapmak istiyoruz. Sektörün geleceği, Kamunun burada aktif olarak yer almasında ve katılım bankalarının sayılarının artmasında yatmaktadır. Kamu nezdinde istişarelerde bulunarak bu birleşmeye engel olunmalıdır. 

Temennimiz katılım finans sektöründe sayıların azalması değil, artması.

Kamu özel sektör el ele, katılım finansın payı %25’lere inşAllah.