İSLAMİ FİNANS TERMİNOLOJİSİ

İslam iktisadının en önemli meselelerinden birisi faiz yasağıdır. Bu nedenle faiz yasağı borçlanmadan ticarete, finansmandan gelir sağlamaya kadar birçok konuyu doğrudan ya da dolaylı olarak etkilemektedir.

İslam toplumlarında parasal kaynak temininin ya da modern tabirle finansmanın faiz yasağı çerçevesinde ele alınması zaruret halini almıştır. Bu çerçevede oluşan kurum ve uygulamalar da günümüz dünyasında bir takım terim ve kavramlarla ifade edilmektedir. Modern anlamda bankacılık kurumunun ortaya çıkması ile İslam dünyası da bu gidişata ayak uydurmuş ve faizsiz bankacılık modelini benimsemiştir.

İktisadın bir bilim olarak ortaya çıkması, bankacılık sektörünün kurumsallaşması İslam dünyasını da etkisi altına almış, “İslam iktisadı” ve “İslami bankacılık” kavramları konuşulmaya başlamıştır. Bu gelişme İslami çevrelerde bir tartışmayı da beraberinde getirmiştir.

İktisat, bankacılık, finans gibi terimlerin başına İslam kelimesinin getirilmesini doğru bulmayanlar ile, artık günümüzde bu kavramların İslami modellerinin kurulması ve işletilmesi gerekliliğini ve dolayısıyla İslam kelimesinin bu kavramlarla birlikte kullanılmasının doğru olacağını savunan iki gurup oluşmuştur.

İkinci gurubun görüşleri yaygın şekilde kabul görmüş ve İslam iktisadı, İslam ekonomisi, İslami ve faizsiz bankacılık, İslami finans, İslami sermaye piyasası, İslami sigorta vb. adlandırmalar yaygınlaşmıştır. Bunun en belirgin ve ilk uygulaması İslam Kalkınma Bankasıdır. Türkiye’de Osmanlı’nın son döneminde kurulan ve daha sonra Türk Ticaret Bankası adını alacak olan Adapazarı İslam Ticaret Bankası da bu örneklerden biridir.

Peki! modern bankacılık dönemi öncesinde İslam toplumlarında finansman ihtiyaçları nasıl karşılanıyordu? İslam toplumlarında finansman ihtiyaçlarının yaygın olarak sarraflık, cehbezlik ve para vakıfları gibi kurumlar tarafından karşılandığını görüyoruz. Özellikle para vakıflarının uyguladığı usul ve yöntemlerle günümüz katılım bankacılığının öncüsü olduğu söylenebilir. Coğrafyanın geneline yayılan para vakıfları, yaygın şube modeli ile çalışan günümüz katılım bankaları gibi toplumun tüm kesimlerine ulaşmayı başarmıştır.

Yirminci yüzyıldan itibaren bankacılığın tüm dünyada yaygınlaşmaya başlaması ile İslam dünyasında da ilk uygulamalar faizli bankacılık modeli olarak karşımıza çıkmıştır. Faiz yasağı nedeniyle bu bankaları kullanmayan bir kesim ise faizsiz bankacılık modelini hayata geçirmiş ve tüm İslam dünyasında yaygınlaşmıştır.

Modern dünyada İslami bankacılık uygulamaları da İslam’ın faiz yasağı çerçevesinde şekillenmiştir. Bu alandaki adlandırma da ise; İslami Bankacılık (islamic banking) faizsiz bankacılık (riba free banking), Finans evi (finance house), faizsiz finans evi (la riba finance house), İslami yatırım şirketi (islamic investment corporation) gibi kullanımları görmekteyiz. Bununla birlikte faizsizlik prensibine göre çalışan birçok bankanın ise adlarında İslami çağrışım yapan herhangi bir kelime kullanmadığı görülmektedir.

İslami bankacılık kavramsal olarak daha geniş olmasına rağmen faizsiz bankacılık faiz yasağı odaklıdır. Halbuki İslam’ın haram saydığı mal ve hizmetlerin İslami bankalar tarafından finanse edilmemesi de İslami bir uygulama olup, faizle alakası bulunmamaktadır. Ancak her iki adlandırmanın da merkezinde faiz yasağı vardır. Adlandırma açışından İslami bankacılık, faizsiz bankacılıktan daha kapsayıcıdır.

Faizsiz bankacılık konusunda Türkiye’de ilk uygulama özel finans kurumları adıyla başlamış daha sonra katılım bankacılığına dönüşmüştür.

Dünyada yaygın uygulama olan İslami bankacılık ve İslami finans kavramlarının Türkiye’de kullanılmaması, Türkiye’nin özel durumundan ve devletin İslami uygulamalara yaklaşımından kaynaklanmıştır. Bir kurumun başına İslam kelimesinin getirilmesi ya da kanun ve nizamların İslami referanslarla düzenlenmesi laiklik ilkesine ters düştüğü gerekçesiyle uygulama alanı bulamamıştır.

Son dönemde ise “katılım bankacılığı” ve “katılım finans sistemi” gibi isimlendirmeler kullanılmaktadır. Dini referanstan ziyade sistemin işleyiş modeli üzerinden yapılan bir adlandırmadır. Yani yapılan bankacılık uygulamalarının kâra ve zarara katılma esasına dayanmasından dolayı katılım bankacılığı denmiştir.

Bu çerçevede İslami finansman modellerinin hepsi katılım finans sistemi kavramı içine alınmaktadır. Halbuki İslami finans modelleri içinde sadece kâr-zarar katılma modeli bulunmamaktadır. Bu adlandırma İslami finansı tam olarak karşılamamaktadır. Halbuki İslami finans modelleri arasında; faizsiz borçlanma, dayanak varlık ve ticari işlemlerden doğan gelir paylaşımı (Sukuk), yardımlaşma, hibe, bağış gibi uygulamalar da bulunmaktadır.

Bankalar finansmanda aracı kurumlardır. Her ne kadar kişiler ve şirketler bankalar üzerinden finansman sağlasa da banka dışı birçok kuruluş ve birçok yöntem finansman ihtiyacını karşılayabilmektedir. Katılım bankaları dışındaki şirketlerin de Sukuk ihracı ile finansman sağladıklarını görüyoruz. Bir esnafın veresiye (vadeli) mal alımı da satıcı finansmanı olarak değerlendirilmektedir.

Türkiye’de katılım bankacılığı dışında İslami usullere göre mal ve hizmet alımı gerçekleştiren birtakım şirketler de faaliyet göstermeye başlamıştır. Son dönemde sayıları hızla artan ve “Yardımlaşma”, “Elbirliği” esasına göre çalışan bu şirketlerin oluşturduğu sistem “tasarrufa dayalı finans” kavramı ile ifade edilmektedir. Esasen tüm finansmanların kaynağında başkalarının tasarrufları bulunmaktadır. Kişinin kendi tasarrufu ile mal alması ise bir finansman yöntemi değil iktisadi bir işlemdir. Dolayısıyla finansmandan bahsedilemez.

Tasarrufa dayalı finans Sistemine üye olan katılımcılar ile organizasyon yapan şirketin aralarındaki sözleşmelerin fıkhi boyutuna göre bu işlemlerin; azalan müşareke, karz (borç) akdi, şartlı hibe, istisna akdi olduğu yönünde farklı görüşler ileri sürülmektedir. Bu saydığımız sözleşmeler zaten katılım bankalarında da ürün olarak uygulanmaktadır.

Sistemi işleten firmalar katılım bankaları gibi finansman ihtiyacı olan tarafları buluşturan bir organizatör konumundadırlar. Bu açıdan bakıldığında tarafların tasarruf gayesinden ziyade bir malı alma güdüsüyle borçlanma eğiliminde olduğu görülmektedir. Amaç tasarruf yapmak değil, ev ve araba almak için katkı ve destek verecek katılımcıların bulunmasıdır. Bu açıdan tasarruf vurgusu sistemi tanımlamada eksik kalmaktadır. Bu nedenle bu adlandırmanın tam olarak doğru olmadığı kanaatindeyiz. Sistemi ilk hayata geçirenlerin vurguladığı nokta olan elbirliği-yardımlaşma kavramı üzerinden bir adlandırma ile “Yardımlaşmaya dayalı finansman sistemi” demek daha doğru olur kanaatindeyiz.

Faizsiz sisteme göre çalışan Katılım ve yatırım bankacılığı, tasarrufa dayalı finansman şirketleri, kişi ve şirketlerin kendi aralarından yaptıkları faizsiz borçlanma ve finans işlemleri, bağış, hibe, kullanım hakkı devri, gelir paylaşımı gibi yöntemlerin dahil olduğu tüm uygulamaların “katılım finans sistemi” yerine “İslami finans sistemi” olarak adlandırılması daha doğru ve kapsayıcı olacaktır.