ŞİRKETLERİN PAZARDAN “ÇEKİLME” VE “KÜÇÜLME” STRATEJİLERİ

Pazardan çekilme ve küçülme bir başarısızlık ve yenilgi değildir. Bilakis hayatını devam ettirme, mevcut gücünü koruma, yeniden yapılanma ve başka pazarlara yönelme fırsatıdır.

Ülkemizin en büyük  besi işletmelerine sahip Banvit ve Koç gurubu 2011 yılında besicilik sektöründen çekilme kararı  aldı. Her iki gurupta Türkiye’nin önemli markaları arasında yer alıyor. Bu gurupları sektörden çekilme kararına götüren neden ise ithalat nedeniyle düşen et fiyatları  ve beklenti altı kâr, hatta zarar riskiydi.

Görülüyor ki çekilme kararı isabetli. Aksi takdirde devam edilen sektörde zarar edilmesi, diğer sektörlerdeki faaliyetlerini de olumsuz etkileyebilecektir. Hatta böyle sermaye gurupları, bırakın zararı, faaliyet gösterilen sektörde beklenen kârlılığı yakalamadıklarını gördüklerinde bile daha kârlı sektörlere sermaye aktarmak için mevcut sektörden çıkma kararı alabilmektedirler.   

Yine ülkemizin en önemli sermaye guruplarından Sabancı Gurubu, büyük umutlarla girdiği otomotiv pazarından  beklentilerini  karşılamadığı  gerekçesi ile çekildi.  1994 te Sakarya’daki Toyota fabrikası ile üretici olan Sabancılar, 2001 yılında üretimden, 2009 yılında da pazarlama ayağından çekilmişlerdir. Yine burada çekilme kararında etkin faktör, beklentinin karşılanmamasıdır.

Başka bir örnek; dünyaca ünlü ve ülkemizin en büyük gıda üreticilerinden Ülker Gurubu. Bankacılık sektörüne Family Finans’ı alarak girmiş ve daha sonra Anadolu Finans ile birleşerek Türkiye Finans Katılım Bankası olarak yoluna devam etmişti. Daha sonra bu bankadaki hisselerini satarak sektörden çıkmıştır. Yine bu kararın alınmasında beklentilerin karşılanmaması etkili oldu.

Yukarıda örneklerini verdiğimiz sermaye gurupları bu çekilme kararları ile itibar kaybetmemiş bilakis diğer sektörlerde yoluna devam etmek ve yeni yatırımlara girebilmek için sermaye ve hareket alanı kazanmışlardır.

Başarılı ve stratejik çekilme örnekleri hayatın her alanında karşımıza çıkmaktadır. 1921’deki Kütahya- Eskişehir muharebelerinde Türk Ordusu stratejik bir kararla Sakarya’nın doğusuna çekilerek daha sonraki Sakarya muharebesi ile Yunan kuvvetlerine üstünlük sağlamış ve savaşın seyrini değiştirmiştir.   

Yine Çanakkale savaşında Osmanlı ordusuna yenilen Müttefik kuvvetler, Gelibolu’dan kayıpsız bir şekilde çekilmeyi başarmış, bu çekilmeyi tarihi bir başarı olarak görmüşler ve harp akademilerinde bunu bir başarı hikâyesi olarak okutmuşlardır.

Şirketler açısında bakıldığında çekilme ve küçülme kararı kadar bunun hangi dönemde ve hangi şartlarda uygulanacağı da çok önemlidir. Doğru bir konjönktürde yapılan çekilme veya küçülme şirketin kayıplarını en aza indirdiği gibi güzel kazançlar da sağlayabilir.

2001 krizinde dibe vuran bankacılık sektöründen sonraki yıllar, Türkiye’nin ve Türk bankacılık sektörünün yıldızının parladığı bir dönemdir. Bu dönem bankalarımızın yabancılara satışın hız kazandığı bir dönem olmuştur.  Finansbank, Oyak Bank, Denizbank, Dışbank ve Türkiye Finans gibi bankaların hisseleri çok iyi fiyatlardan alıcı bulmuş, sahiplerine güzel paralar kazandırmıştır.

Buradaki başarılı satışın en önemli etkeni zamanlamadır. Eğer bu bankalar sektörün dibe vurduğu 2001 yılında satılmaya çalışılsa idi yok pahasına el değiştirecekti. Ancak doğru zaman beklenmiş ve çok iyi fiyatlara satılmıştır.

Pazardan çekilme, daha çok birden fazla sektörde faaliyet gösteren büyük gurupların sermayelerini daha kârlı sektörlere kaydırmak için aldığı bir karar olarak göze çarparken, küçülme, daha ziyade ekonomik durgunluk ve kriz dönemlerinde, zarar eden işletmelerin zararlarını azaltmak ve toparlanmak için seçtiği bir strateji olarak karşımıza çıkmaktadır.

Amaçlanan faydanın temini için hem çekilme hem de küçülme kararının doğru zamanda ve doğru verilerle alınması gerekir. Bunun için sektördeki dinamikler, ileriye dönük tahminler ve beklentiler iyi araştırılmalı, şirketin aldığı kararın doğruluğuna kanaat getirilmelidir.

Çekilme kararında, en az kayıpla çıkmak için doğru zamanlama önem arz ederken, küçülme kararlarında ise hızlı ve dengeli hareket etmek esastır. Küçülürken bir nevi “Zararın neresinden dönülürse kârdır” mantığı ile zarar ortadan kaldırılmalı ve şirketin tamamen batmasına neden olacak bir sürece girilmesi engellenmelidir.

Başarılı bir çekilme gibi başarılı bir küçülme de doğru bir strateji gerektirir. Küçülme kararı vermek kadar bunun nasıl olacağı ve küçülme sürecinin nasıl yönetileceği de önem arz etmektedir. Burada seçilecek yol şirketin başarılı küçülmesine hizmet edebileceği gibi batmasına varacak bir yola girilmesine de neden olabilir. Mağaza sayısını azaltarak küçülmeye çalışan bir şirketin batıyor gibi algılanması, tedarikçilerin mal vermeyi durdurmasına, bankaların kredileri kesmesine ve gerçekten batışına neden olabilir.   

Küçülme stratejisi hazırlanırken, eğer şubeleriniz varsa hangilerinin kapatılacağı, üretim yapıyorsanız üretim rakamlarının hangi seviyelere çekileceği, pazarlama- dağıtım yapıyorsanız hangi bayilerinizin ya da pazarların bırakılacağı, nakliye işi yapıyorsanız kaç aracınızı satmanız gerektiği, işgücü yoğun çalışıyorsanız kimlerin ne sayıda işten çıkarılacağı gibi konular iyi araştırılmalı ve doğru belirlenmelidir.

Çekilme ve küçülme şirketler için bir yok oluş değil, mevcudiyetini sağlıklı şekilde koruma ve geleceğe güçlü bir dönüş için toparlanma fırsatıdır.

Yüksel Keleş